Hedefimiz; aşkla bağlanılan markalar yaratmak
Neden bazı markalara tutkuyla bağlanırız? Çok daha iyisini bile getirseler önümüze gözümüz görmez. Zaten daha iyisinin olabileceğini bile kabul etmeyiz çok zaman... Hatta bu bağlılık, "bağımlılık" noktasına bile kayabilir bazı durumlarda.

Bir logo, bir isim veya bir amblem, artık çok daha fazlasını ifade ettiğinde, içinde bir yaşam tarzını barındırabildiğinde, tüketicisiyle arasında duygusal bağ kurabildiğinde 'lovemark' dediğimiz markalar ortaya çıkar.

Bu paha biçilmez sadakatin arkasında yatan sır nedir diye düşündüğümüzde birkaç önemli faktör çıkar karşımıza...
Markaya yüklenen duygusal değerler, vaat edilenin tüketicinin ihtiyacıyla bire bir örtüşmesi, 'lovemark' olabilmek ve kalabilmek için bilinçli, programlı ve sürekli yatırım... Günümüz ekonomik koşullarında, iyice önem kazanan bir diğer faktör ise 'daha karlı satabilecek' markalar yaratmaktır.

Dünyada hızla yükselen çevreci, doğaya ve insana saygılı tüketici profili, markaların sosyal yönlerini de geliştirmeye zorlamaktadır.
Ayrıca artık bilinçli müşteri 'paranın karşılığı/value for money' kavramının da ötesine geçerek markam benim için daha fazla ne yapabilir noktasına gelmiştir. Böylece günümüzün yükselen trendi 'daha fazla şey vaat (http://trendwatching.com/briefing/) etmek, daha çok hizmet vermek' olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mesela aynı özelliklere sahip bir kredi kartını A bankasından almakla B bankasından almak arasındaki fark, çoğu zaman sadece markaya duyulan sempati ve aidiyet duygusudur.

Kısacası 'Lovemark' doğulmaz, 'Lovemark' olunur. Bunun için de markaya sahip çıkmak ve yatırım yapmak şarttır.

Piramit olarak hedefimiz, sahip olduğumuz tüm markaları doğru stratejilerle "lovemark" haline getirmektir.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundururak, her adımda yeni bir tuğla koyarak ve aşkla bağlanarak...